• Hasan Mert Bozdoğan

COCUK HALDE EVDE OLMAK

Aikido Bozdoğan Blog'ta bu haftaki makalemin konusu “Çocuk Halde Evde Olmak”.


Süratle artmakta olan Covid-19 vakaları hepimizi derinden etkileyip korkutmaya devam ederken, içimizdeki karamsarlık ta sanırım günden güne daha da artmakta şu son dönemde… Alınan yeni kısmi kısıtlama kararlarının etkinliği tartışılırken; okul öncesi yaş grupları, sekizinci ve onikinci sınıf öğrencileri dışında kalan çocuklarımız yeniden kısmi yüz yüze eğitimlerinden online eğitime dönmüşken çocuklarımızın çoğu yeniden evlerimizde olacaklar. Çocuklarımızın yeniden evlerde olacak olması; bazılarımızı olası Covid-19 vakası görülen evler haline dönüşme kaygısından uzaklaştırmış olsa da, bazılarımızı da ne yapacağız bütün gün çocuklarla şimdi evde şeklinde endişelendirmekte doğrusu… Bu endişelerimizin yanında çocuklarımızın ekran zamanlarının artacak olması da çoğumuz için başlı başına ayrı bir mesele!!! Çocuklarımızın çoğu bu kısmi kapanma ile evde kalacak olma konusunda mutlu görünseler de acaba o görünüşlerindeki mutluluğun altında yatan gerçek duyguları neler?


Yeniden kısmen de olsa evde kalacağımız -en azından çocuklarımız bazında kısmen evde olacakları bu yeni dönemde- bu yeni kısmi kısıtlama döneminde; üzerimizdeki psikolojik-sosyal-ekonomik baskılar ister istemez yeniden ve süratle artacaklar. Sanki yeteri kadar yüksek değillermiş gibi…


Peki bizler tüm bunları göğüslerken çocuklarımıza yansıtmadan -ya da minimumda yansıtarak- dengeyi kurmayı ve hali hazırda gerilmiş olan oklarımızı yaylarında tutmayı nasıl başaracağız?


Sanırım bu süreçte, yeniden ilk olarak kendimize iyi davranmalıyız. Kendimize iyi bakmalıyız, kendimizi güçlendirmeliyiz. Sevdiğimiz aktivitelere yeniden zaman ayırmalıyız -şayet mümkün olabiliyorsa- , düzenli egzersiz ve spor yapmalıyız -tabi mümkünse-, iş tutmalıyız, kafamızı meşgul tutmalıyız, evlerimizde geçireceğimiz anlarımızı avantaja çevirmeye çalışmalıyız -tabii şayet iş yerlerimize gitmeye devam etmiyorsak ya da işyerlerimizin sonralarında evde kaldığımız zamanları avantaja çevirmeye çalışarak ta bunu başarabiliriz bence-. Bu yeni dönemde yeniden bedenlerimizi güçlendirmeliyiz. Şüphesiz ki; bedenimizi dinç tutabildikçe, aklımızı ve psikolojimizi de dinç tutabiliriz. Bu sayede de önce kendimize, sonra da yeniden evde kalmak durumunda olacak çocuklarımıza yardımcı olabiliriz.


Bu zorunlu kısmi izolasyona çocuklarımızın gözünden baktığımızda yeniden ilk başta çok cazip bir süreç gibi görünse de aslında öyle değil diye düşünüyorum. Okulları ve sosyal çevreleri yeniden ellerinden alınan, arkadaşlarından uzak kalmak zorunda kalan, evlerimiz bahçeli ya da balkonlu değilse dört duvar arasında kalmaya mahkum olan, site ya da mahelle parklarına bile gidemeyen, öğretmenlerini bilgisayar ya da televizyon ekranlarından görmek durumunda kalan, okul bahçesinde koşuşturamayan, haftasonu gittiği aktivitelere gidemeyen, oyuncakçı ziyaretlerinden ve doğum günü aktivitelerinden, aile gezmelerinden mesafelendirilen, çekirdek aile dışında tüm dünya ile yeniden izole edilecek olan çocuklarımız için de çok köklü ve büyük bir değişim söz konusu yeniden. Aslında çocuklarımız için bu kadar çok değişimin aynı anda olması rutinlerinin kırılması anlamına geliyor. Hemde yeniden… Biz yetişkinler için bile hayli zor olan bu değişimler ile başa çıkmak çocuklarımız açısından hiç te kolay değil. Hele ki daha önceden bunun benzerini yaşamış oldukları halde, bence bu onlar için daha da zor bir süreç bence… Bizlerin yardımlarına şüphesiz ki yeniden ve belki de daha yoğun bir şekilde ihtiyaç duyacaklar çocuklarımız.


Bizler eşlerimizle ve arkadaşlarımızla sohbet ederek, mesajlaşarak, video konferanslar yaparak dertleşebiliyor ve rahatlayabiliyoruz son bir yılda yaptığımız/yapabildiğimiz gibi. Mecburi olarak işe giderek ya da zaruri ihtiyaçlarımız için kapı dışarı çıkarak az da olsa içinde bulunduğumuz havadan biraz da olsa uzaklaşabiliyoruz, oksijen alabiliyoruz. Peki ya çocuklarımız? Onlar ne yapacaklar? Yeniden… Evde yeniden bir tatil havası modundalar ama aslında tatilde değiller. Dışarıda büyük bir tehlike var ancak biz onlara bunu minimal düzeyde yansıtmaya çalışıyoruz. Oldukça farkındalar aslında durumun. Üzerimizdeki stres, baskı ve kaygılar istemesek te onlara da yansıyor/yansıyacak/yansımaya devam edecek.


Peki anne babalar ya da bakım verenler olarak bizeler onlara yardımcı olabilmek adına neler yapmalıyız, neler yapabiliriz? Burada size aklıma gelen ve kendi evimde eşimle birlikte çocuklarımızla uygulamaya çalıştığımız bazı aktivitelerden yeniden söz etmeye çalışacağım. Aslında bunların pek çoğu izole olmuşluk hali dışında da eminim ki çoğumuzun uyguladığımız şeyler.


Onlarla daha kaliteli zaman geçirmeye odaklanabiliriz. Onlarla geçirdiğimiz zamanı sadece onlarla geçirmeye adayabilir, bu zaman boyunca cep telefonumuzdan ya da anlık işlerimizden uzak durarak tamamen onlara odaklanabiliriz.


Onlarla kendi çocukluğumuzun oyunlarını paylaşabiliriz. Saklambaç, yerden yüksek, sek sek, ip atlama, birdir bir gibi oyunları evde oynayarak hem enerjilerini atmalarına yardımcı olabilir, hem de keyifli zaman geçirmelerini sağlayabiliriz.


Gündemi onlardan uzak tutmaya çalışabilir, onların yanında Corona salgını ile ilgili konuşmaktan kaçınabiliriz. Televizyon haberlerinden uzak kalmalarını sağlayabilir ve kendi endişelerimizi onlardan uzak tutmaya odaklanabiliriz. Her ne kadar mümkün olabilirse… Ailelerimizi nasıl dış dünyadan izole ediyor isek/izole etmeye çalışıyorsak, çocuklarımızı da kendi derin düşünce ve kaygılarımızdan izole ederek onlara da destek olabiliriz. Yalnız burada dikkat etmemiz gerektiğini düşündüğüm nokta; internette bulabileceğiniz, psikologlar tarafından düzenlenmiş corona virüsüyle ve hijyenle ilgili çocuklara yönelik bilgilendirici kitapçıkları, korku salmadan onlarla paylaşmak. Tabii ki güncel olanları. Malum son bir yıldır benzer durumdayız. Onları bu konuda tamamen kör bırakmak değil, kontrollü bir şekilde bilgilendirmenin daha da doğru bir hamle olacağını düşünüyorum. Yeniden bu sosyal mesafelendirme içinde kalan/kalacak olan çocuklarımız, şüphesiz ki bu yeni belirsizlikten doğan tedirginliği yeniden yaşayacaklardır.


Bu yeni süreçte; onlarla yaratıcı el becerileri aktivitleri yapabiliriz. Resim yapmak, kes yapıştır aktiviteleri gerçekleştirmek, sulu boya ile kuru boyayı karıştırmak, kolaj çalışmaları yapmak, kağıda kürdan-düğme-fasulye yapıştırmak, evde var olan taş ya da saksıları boyamak, resim yeteneğimiz varsa birlikte duvar boyamak, hikaye yazmak, kitap oluşturmak, ev gazetesi yapmak vs. aktiviteler ile yaratıcılıklarını geliştirmeye yeniden odaklanabiliriz.


Satranç, dama, go gibi oyunları biliyorsak çocuklarımıza öğretebilir ve birlikte oynayabiliriz. Onlarla her gün düzenli sportif egzersizler yapabiliriz. Bu hem bizlerin, hem de onların bağışıklık sistemlerimiz için de oldukça destekleyici sağlıklı bir aktivite olacaktır. İnternette bulunan mevcut antrenman programlarından, çocuk yoga videolarından, çocuklarımızın hali hazırda yapmakta oldukları branşlardan bildikleri bedensel egersizlerden, kendi bilgi ve deneyimlerimizden harmanlayarak oluşturabileceğimiz ve çocuklarımızın yaşına göre 10 dk - 1 saat süreli düzenli egzersiz programları yapabiliriz.


Hayal saati ve sohbeti saati yaparak, bir masada hiçbir aktivite yapmaksızın oturup hayaller kurabilir ya da sohbet edebiliriz çocuklarımızla. Kurdukları hayaller ne kadar hayali olursa olsun, onlara olan inancımızı ve desteğimizi hissetmek onlara kesinlikle iyi gelecektir.


Uzun banyo saatleri yaparak su ile oynamalarını sağlayarak, vücutlarındaki negatif enerjilerini ve streslerini atmalarına olanak sağlayabiliriz. Onları yıkarken, onlara dokunma terapisi yapabiliriz.


Evdeki bitki ya da çiçeklerin bir ya da birkaçının bakımlarını onların sorumluluğuna vererek emek göstermelerini destekleyebiliriz. Pamuk içinde fasülye ya da çim adam da güzel bir alternatif olacaktır.


Günlük ev işlerinde daha aktif roller üstlenmelerini sağlayabiliriz.


Hiçbir şey yapmaksızın onları kendi hallerine bırakıp, müdahalemiz olmaksızın özgür olmalarını sağlayabiliriz.


Onlara; onları ne kadar çok sevdiğimizi, onlarla ne kadar çok gurur duyduğumuzu, onların anne babaları olmaktan ötürü ne kadar mutlu olduğumuzu sürekli hatırlatarak kendilerini değerli hissetmelerine ve sevildiklerini bilmelerine yardımcı olabiliriz.


Onlarla uyuyabilir, sarılarak onları uyutabilir, uyku öncesi kitap okuma ve sarılma seansları yapabiliriz.


Eminim benim bu sıraladıklarımın pek çoğu zaten pek çoğumuzun hali hazırda yapmakta olduğumuz şeyler. Ben yine de aklıma gelenleri ve kendi evimizde uygulamaya çalıştıklarımızı sizlerle paylaşmak yeniden istedim. Kendimizi rahatlatacak, stres atmamıza yarayacak, bizi deşarj edecek şeyleri yaparken çocuklarımızı ve onların ihtiyaçlarını da elden bırakmayalım.


Unutmayalım ki bu süreç bizler için olduğu kadar, onlar içinde aslında son derece zorlu bir süreç. Ve süreç yeniden bir kez daha yeniden başlıyor.


Sağlıklı ve izolesiz günleri en yakın zamanda sağlam bir beden ve dinç bir psikoloji ile kucaklamamız dileğiyle…


#sendeaikidoyap #aikidobozdogan #aikidobozdoganblog #aikido #aikikai #aikidoaikikai #aikikaiaikido #hombudojo #aikikaihombudojo #japaneselifestyle #keiko #dojo #sensei #aikidoka #senpai #kişiselgelişim #çocuklariçin

21 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör