• Hasan Mert Bozdoğan

ÖĞRETMEK ÖĞRENMEKTİR

Aikido Bozdoğan Blog'ta bu haftaki makalemin konusu “Öğretmek Öğrenmektir”.

Bu makalemin konusuna da yine Japon atasözlerini derlediğim makalemden esinlenerek karar verdim. Japonlar tarafından sıklıkla kullanılan bir atasözü olmasının yanı sıra, öğretmek öğrenmektir sözü aslında alanı ya da branşı ne olursa olsun pek çok öğretmen ve eğitmen tarafından sıkça hissedilen, düşünülen ve söylenen bir sözdür.


Aikido yolculuğumun büyük bölümü ders vererek ve öğretirken öğrenmek ile geçti doğrusu. 2003 yılında aktif olarak ders asistanlığı yapmaya başladığımda 2.Kyu seviyesindeydim. O dönemlerdeki ders asistanlığım genellikle; Sensei'me ya da dersi veren Senpai'lerime uke'lik yapmakla, dersi genel şekli ve işleyişiyle takip etmekle ve gerekli görülüp izin verilmesi durumunda da dersteki öğrencileri tekniksel olarak düzeltmekle ya da onlarla eşli şekilde çalışarak onlara yardımcı olmakla geçerdi. 2.Kyu ve 1.Kyu dönemlerimin tamamında kendi eğitim gördüğüm dersler ve antrenmanların yanı sıra haftada ortalama dört - altı saat çocuk grup derslerinde ve Sensei'm tarafından verilen bazı özel derslerde asistanlık yaptım. 2005 yılında ulaştığım 1.Dan seviyesi itibariyle de öğrencilerime; bilgi, birikim ve deneyimlerimi elimden geldiğince anlatıp aktarmaya çalışarak Aikido Sanatını daha çok bilinir ve daha çok kişi tarafından çalışılır hale getirmek için çalışmaktayım. Son on bir aylık pandemi süreci dışında oldukça aktif olmuş olan Aikido eğitmenliği yaşantım boyunca öğrencilerime ve özellikle de asistanlarıma sürekli olarak tekrarladığım bir söylemim vardır.

"Ben, Aikido'yu Aikido'ya başlayan her yeni öğrencimle yeniden öğrenmeye başlıyorum. Ben her yeni öğrencimin gelişim sürecine tanıklık ederken, onlarla birlikte Aikido'yu yeniden keşfediyor ve kendi gelişimimi sürdürüyorum. Öğrencilerime öğretirken, onların her birinden çok faklı şeyler öğreniyorum. Eğer izin verirseniz, Aikido sizin için de bir öğretme-öğrenme birlikteliği olarak süregelecektir."

Bir kişisel gelişim yolculuğudur; Aikido. Bunu her fırsatta dile getirdiğimi öğrencilerim, eğitmen arkadaşlarım, velilerim ve blog takipçilerim bilirler. Bu kişisel gelişim yolculuğu; mücadeleden, rekabetten, maçlardan, müsabakalardan, gerilimden uzak; huzur, uzlaşı, birliktelik, beraberlik, uyum, anlaşma, dostluk içerisinde bireylerin öncelikle kendi kişisel gelişimlerine odaklandıkları ve sonrasında da çevresindeki diğer bireylerin gelişimlerine katkıda bulunmaya çalıştıkları ben değil biz oldukları bir ortamda süregider. Kişi bedenini, ruhunu ve zihnini özgür bıraktığı ve Aikido'yu bir bütünlük içerisinde özümseyerek uygulamaya çalışmaya başladığı noktada, Aikido o bireyin hayatına yansımaya ve dolayısıyla hayatının tüm alanlarına etki edip katkılar sunmaya başlayacaktır.


Bu süreçte öğretme görevi ya da sorumluluğu size verildiğinde; egonuzu devreye almak yerine uzlaşımcı ve paylaşımcı olursanız; öğretme süreciniz hem keyifli olacaktır, hem de size öğretirken öğrenmeyi öğretecektir. Kişi herhangi bir şeyi başkasına öğretirken, öğretmenin güzelliğini ve gurur vericiliğini kavrar. Bir bireye birşeyler aktarabilmek, ona katkıda bulunabilmek, onun birşeyler öğrenmesine vesile olabilmek kişisel olarak çok üst seviye bir tatmin duygusunu beraberinde getirir. Bu öğretmenin ödeüllerinden birisidir. Bildiğiniz bir şeyi, bir bilgiyi, bir hareketi, bir sanatı başka bir bireye aktarırken; onu düzenli olarak tekrar edersiniz. Aktarımda bulunduğunuz kişinin soruları ya da bedensel (farkında olsun ya da olmasın) engellemeleriyle karşılaştığınızda; bunların üstesinden gelecek alternatif yollar bulup, farklı şekillerde aktarım yapmaya zorlanırsınız. Bu sayede de zaman içerisinde, aktarmakta olduğunuz şeyi her şekilde ve her engele karşı anlatabilir duruma gelirsiniz. Öğretirken, öğretmeyi öğrenirsiniz. Öğretirken, bilgilerinizi tazeler ve geliştirirsiniz. Yani gelişirsiniz. Çünkü her birey farklıdır. Her bireyin bilgiyi görme, özümseme, algılama ve uygulama prosesi yani öğrenim süreci farklıdır. İyi bir eğitmen, öğrencisinin öğrenme sürecini anlar, özümser ve öğrencisine anlayabileceği şekilde öğretme metodunu belirler. Bu sayede de bir eğitmen ya da öğretmen, her bir bireye öğretirken, öğrenmeye ve gelişmeye de devam eder.



Aikido penceresine geri dönecek olursak;


Aikido'nun en temel tekniklerinden olan ırımı tenkan tekniğini düşünelim. Düşündüğünüzde ya da hayal ettiğinizde, zihninizde bir anda canlanan bu tekniği ilk öğrendiğiniz dersinizi hayal etmeye çalışın bir de. Anımsayabildiniz mi? Benimki aklımda… Adımlarımı nereye atacağımı bilemeden, başımın dönmesine nasıl engel olacağımı kestirmeye çalışarak, yanımdaki hakama'lı arkadaşın tekniğindeki zerafeti gözlemleyerek, kendi kendimi maymun gibi hissederek öğrenmiştim ırımı tenkan tekniğini. Şimdi de eğer mümkünse, ırımı tenkan tekniğini ilk öğretişinizi anımsayın. Ben kendimce ırımı tenkan'ı sınıfıma çok güzel açıklamıştım. Sanırım altı ya da sekiz kez de yavaş, hızlı, orta hızlı olarak göstermiştim. Ee ben yapabiliyordum ve bence kolay bir teknikti -egoma biraz yenilerek ilk adımdaki maymun beni unutarak- hai douzo demiştim sınıfa. Öğrencilerimin kimisi olduğu yerde dururken, bazıları elinden geleni yapmaya çalışmıştı. Ancak çoğunluk tabii ki benim de ilk denemem de kaldığım gibi sınıfta kalmıştı… Sonra o ilk öğretişinizin üzerinden geçen zaman zarfında kendinizi nasıl geliştirdiğinizi düşünün. Eminim şu anda olduğunuz seviyede sizin için birisine ırımı tenkan tekniğini öğretmek çok daha kolaydır. Kolaydan da öte aslında öğretmebilme metodlarınız geliştiğinden eminim ki aynı ayna daha fazla kişiye öğretebilir -aynı anda daha fazla kişi tarafından anlaşılabilir- olmuşsunuzdur. Her kişinin öğrenme şeklinin farklı olduğunu özümseyip kabullendiğimizde, öğretim metodlarımızı esnetip geliştirebiliriz diye düşünüyorum. Şahsen ben ilk yıllardaki Hasan'a göre çok daha esnek ve farklı eğitim metodlarına sahibim artık. Hem geleneklere bağlı kalmayı seviyor ve gelenekleri elden bırakmıyorum; Aikido'da ve Aikido'yu aktarışımda. Hem de yenilikçi ve modern olmaya çalışıyorum Aikido'yu aktarıp öğrenirken. Eski ve yenininin sentezi ile de sanırım aynı anda beni anlayabilenlerin sayısını her geçen gün arttırabiliyorum.


2003 yılındaki ben, 2005 yılındaki ben, her bir Dan derecemdeki ben ve bugün pandemi sürecinin zorluklarının ardından olduğum ben. Hepsi özünde aynı olsa da; Aikido'ya bakış olarak, Aikido'yu özümseyiş olarak, Aikido'yu aktarma olarak, Aikido'yu öğretme olarak o kadar farklılar ki… Ama kendi Aikido yolculuğumda en sevdiğim yanlardan birisi de bu işte. Kademe kademe, yavaş yavaş ama sürekli ve düzenli bir gelişim ve değişim. Yani "Kaizen". Çok uzun yıllar önce okuduğumdan dolayı kitabın adını ya da yazarını malesef ki hatırlayamıyorum. O yüzden bu şimdi paylaşacağım sözün kaynağını ne yazık ki paylaşamayacağım. Ancak söz hayli hoşuma gider ve onca yıldır daima aklımdadır. Bu nedenle; kaynaksız da olsa sizlerle paylaşmak istiyorum.

"Aikido, yaşayan bir birey gibidir. Canlıdır, daima gelişir ve değişir. Gelişim ya da değişime izin vermezseniz; Aikido durur ve devam edemez… Bundan yıllar sonra, bugün yaptığınız Aikido'yu aynen yapıyor olursanız yanlış yapıyorsunuz demektir." Bu sözün Aikido'nun kurucusu O'Sensei Morihei Ueshiba tarafından söylenmiş olabilme ihtimali de bulunmaktadır.

Devamlılık için kendimizi geliştirmek, devamlılık için kendimizi değiştirmek zorundayız. Bu değişim ve gelişim için en güzel yol da öğretmek bence.


Öğretirken, öğrenmenin tadına ve keyfine varabilmeniz dileğiyle…

#sendeaikidoyap #aikidobozdogan #aikidobozdoganblog #aikido #aikikai #aikidoaikikai #aikikaiaikido #hombudojo #aikikaihombudojo #japaneselifestyle #keiko #dojo #sensei #aikidoka #senpai #kişiselgelişim #çocuklariçin

31 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

GÖKTÜRK, ETİLER, ÇEKMEKÖY, SUADİYE

 0533 340 8756 / info@aikidobozdogan.com  

© 2017-2020 Aikido Bozdoğan Grubu